Yerel Demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerel Demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2014 Perşembe

Bunun Adı Sosyal Belediyecilik mi?

Belediyelerin denetiminde çok önemli sorunlar var. Büyükşehir belediyelerinin dev bütçelere ulaşması
buna karşın özellikle kamuoyu denetiminin yapılamaması; yani açık bütçe ve katılımcı bütçe yöntemlerinin uygulanmaması açık ve kapalı yolsuzluklara, kayırmalara, savurganlıklara neden oluyor...
Bütçe kamu/devlet bütçesi ama, belediye başkanları bu bütçeyi pekala kendi bütçeleri gibi kullanabiliyorlar...
Bu hafta bir dergiyi karıştırırken (İB) yargı kararı adı altında ilginç bir yazı gördüm, merakla inceledim ve hayretlere düştüm...

Belediye başkanı düğünde evlenen çiftlere altın takıyor ve bunu belediye bütçesinden ödüyor...
Doğru mu, değil mi?
Son kararı Sayıştay Temyiz Kurulu vermiş...

Sayıştay Temyiz Kurulu'nun 38172 ve 07.01.2014 tarihli kararı şöyle:

"Düğün ve çeşitli etkinliklerde hediye edilmek üzere alınan altın bedellerinin belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle 5.962 TL tazmin hükmü verilmiştir."
Yani Sayıştay denetçileri belediye başkanının belediye bütçesinden böyle bir harcama yapamayacağına ve bu harcamanın belediye başkanı tarafından yapılmasına, belediye bütçesinden yapılan giderin başkan tarafından karşılanmasına karar vermiş.
Ancak, ilgili belediye başkanı bu karara itiraz etmiş ve aynen şöyle demiş:
Belediye başkanlığı makamına vatandaşlar tarafından düğün, nişan, sünnet vb. davetiyeler geldiğini, örf adet gereği çocuğunu evlendiren veya sünnet düğünü yapan vatandaşların Belediye Başkanını yanlarında görmek istediğini, davet üzerine katıldığı bu törenlerde örf adet gereği evlenen çiftlere hediye takı takıldığını, bazı büyükşehir belediye başkanlarının sosyal amaçlı olarak her yıl toplu sünnet ve nikah törenleri düzenlemekte ve bu şekilde sosyal yardımda bulunduklarını ve bunun "kamu zararı" olarak kabul edilemeyeceğini tazmin hükmünün kaldırılması gerektiği...

Savcılık da, "kamu görevlileri kamu kaynaklarını kullanarak hediye veremez, resmi gün, tören ve bayramlar dışında hiçbir gerçek ve tüzel kişiye çelenk veya çiçek gönderemezler..." vs gibi gerekçelerle belediye başkanının bu tür harcamalar yapamayacağını belirtmiş...

Epey bir ayrıntı var ama ben doğrudan sonuca geleyim...
SONUÇ: Belediye başkanının belediyeyi temsilen katılmış olduğu nişan, nikah ve düğün törenlerinde altın hediye etmesi, ilgili yönergenin 10. maddesinde düzenlenen mahalli örf, adet ve sosyal yaşantı için de gerekli sayılan etkinlikler kapsamında bulunduğundan yapılan harcamada mevzuata aykırılık görülmediğinden 5962 TL tazmin hükmünün KALDIRILMASINA...
Yani belediye başkanları bu tür harcamaları yapabilir...

Peki belediye başkanı her katıldığı düğünde 10 bin TL'lik altın takmaya kalkarsa ne olacak?
"Temsil-ağırlama gideri" mi sayılacak?


Ne yazık ki yasal olarak o kadar çok kılıf uyduruluyor ki, vatandaşın vergileriyle oluşturulan kamu bütçesi birilerinin ağalık yapması için rahatlıkla kullandırılabiliyor...

Hem 5962 TL ne ki?

Bir büyükşehir belediye başkanı uçak kiralayıp bütün eş dost, akrabayla (150 kişi) Paris'e gitmedi mi?
Bazı belediye başkanları kendilerini devlet başkanı gibi görüp birçok ülkeye dev bütçelerle "yardım" aktarmadı mı? Senin Türkiye Cumhuriyeti devletin yapıyor zaten bu yardımları, sen hangi sıfatla kentin parasını çarçur ediyorsun?
Ayrıca ihaleler incelensin bakalım 100 TL'lik maliyetlerin gerçekte 30 veya 40 TL ile de yapılabileceği, kayırmalarla nasıl dev yolsuzlukların yapıldığı görülecektir.
En basitinden daha önce birkaç kez yazdım, belediye arsalarının satışıyla bazı özel firmalara bir hafta içinde yüzde yüzlük kar getirdiğini ve bunun belediye tarafından yapılan yolsuzluk olduğunu...
Mesela bir arsa satılıyor 5 milyon TL'ye ve o arsa aynı hafta içerisinde bir başkasına 11 milyon TL'ye devrediliyor...

Türkiye'de yeni zenginler sınıfı böyle oluşturuluyor... Vatandaş da asgari ücretle ayakta kalmaya çalışıyor...

Denetimin eli kolu bağlı. Sayıştay denetimleri yetersiz, yapılan denetimlerin raporu da Sayıştay'da kalıyor...
Ayrıca bazı soruşturmaların yapılması hükümet iznine bağlı...
Her belediye bir devlet oldu...
Malum bazıları da özerklik adı altında bu ülkenin bütünlüğü aleyhine çalışan illegal yapılara destek sağlıyor...

Tabi önemli olan belediyelerin görünür hizmetleri... Bunların lafı edilir mi? Özerk, demokratik ve güçlü yerel yönetimlerimiz var sözde...

Nasıl olsa vatandaş vergisini veriyor... Asgari ücretle o kadar mutlu ki, hem belediye başkanları hem de ülke büyükleri için dua ediyor...

Tevfik Fikret ne demişti;

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

3 Kasım 2013 Pazar

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ NEDEN "FETİŞ" HALİNE GETİRİLDİ? HER DERDE DEVA MI BU BELEDİYELER?

Türkiye’de 6360 sayılı yasa ile 30 adet “eyalet” niteliğinde büyükşehir belediyesi Mart 2014’ten
itibaren, 30 vilayette halka yerel kamu hizmetleri sunmaya başlayacaklar. Halihazırda 16 adet büyükşehir belediyesi var. Malum olduğu üzere büyükşehir belediyeciliği 1984’ten bu yana Türkiye’de uygulanıyor.
Göreceli olarak bu belediyecilik başarılı olmuştur elbette… Ulaşım, çöp, planlama, gecekondu ile mücadele gibi alanlarda kısmi ve göreceli bir başarı mutlaka vardır…
Ancak, şehircilik ilkeleri ve çağdaş ülkelerdeki uygulamalardan bakarsak, büyükşehir belediyelerimiz sınıfta kalmıştır. Mevcut sorunları veya enkazı temizleyerek yeni ve çözülmesi neredeyse olanaksız sorunları miras bırakan bir belediyecilik uygulaması yapılmaktadır şu anda Türkiye’de…
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Konya… Bütün büyükşehirlerde ulaşım sorunu dahi çözülebilmiş değildir… Konut politikaları rantiyeciliğe kurban edilmiş, kentlerin doğayla dolayısıyla yaşamla bağları koparılmıştır.
Örneğin, Konya’da 25 yıldır ne hava kirliliği sorunu çözülebilmiş, ne ulaşım ne de imar sorunları…
Bu mudur büyükşehir belediyeciliğinin başarısı?
Kent merkezlerinin sorunlarını çözemeyen büyükşehir belediyeleri ilçelerin, beldelerin, köylerin, mezraların sorunlarını çözecek öyle mi? Turizm, tarih ve kültür alanlarının sorunlarının çözümü kapasitesi ve kurumsallaşması sorunlu büyükşehir belediyelerince mi sağlanacak?
Buna olsa olsa ütopik belediyecilik denir!
Fakat insanımız “acıya ve arabesk birikimlere” aşinadır!
Kent yaşamı, ne kadar acı verse de yaşamın farkında olmayan bireyler, yapılan üst geçitlerle mutlu mesut yaşamaya devam edeceklerdir.
***
Bakınız, daha lisans düzeyinde şehir plancısı öğrencileri Konya’daki Büyükşehir Belediyesi’nin görmediği sorun alanları hakkında neler söylüyorlar. Derslerine girdiğim sınıfta tek tek öğrencilerle konuştum ve son derece doğru ve yerinde saptamalar yapıldığını gördüm. Burada da sizlerle paylaşmak istedim.
Şehir Planlama öğrencilerinin gözünden Konya’da mevcut belediyecilik sorunları (Parantez içi açıklamalar bana aittir.):
  • Çevre yollarının şehrin içinde kalması (Yeni çalışma var mı, yok!)
·         Modern-geleneksel mimari uyuşmazlığı (Tarihi yansıtan mimariden eser yok. Sadece Başbakan’ın talimatıyla eski Konya restore ediliyor. Bir anlamda Konya’da belediyeciliğe de Başbakan yön veriyor. Bunu daha önce de yazdım. Çünkü, ulusal basında da yazanlar oldu.)
·         İnşaat emsal oranlarının değişmesi ve yapı yoğunluğu (Son birkaç yılda, kentin kalbi denilecek alanlara dev gökdelenler, hastaneler, plazalar inşa edilmesinin hangi kitapta yeri olduğunu bulamadım.)
·         Toplu taşıma sorunu---tramvay, dolmuş, otobüs (Toplu taşıma çok önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Metro çalışması yok. Tramvay hasta. YHT ile 1.45 dk’da Ankara’dan geliyorsunuz, Gar’dan kampüse de 1 saatte geliyorsunuz.)
·         Aşırı kentsel yayılma ve denetim sorunu.
·         Kent içi trafik sorunu (Kent içi trafik İstanbul (!) standartlarını yakaladı.)
·         Alt kent olarak Bosna Hersek mahallesi-- öğrenci kenti (Sosyal bütünleşme sorunları.)
·         Gökdelenler ve kentsel silüet
·         Kentsel rantın kamuya kazandırılamaması
·         Sanayinin kent içinde kalışı.
·         Ulaşım araçları odaklı kentsel düzenlemeler.
·         Yeşil alan sıkıntısı (Kent içinde yeşil alanların yok edilerek, ulaşım sorunu olan kentin çeperlerine parkların inşa edilmesi. Mesela, bir ilçe belediye binasının bahçesine ÖZEL hastane ruhsatının verilmesi. O özel hastane hızla yükseliyor. Bu belediyeciliği izah edebilecek olan varsa, dinlemeye hazırım.)
·         Kent içindeki parkların enerji nakil hatlarının altına yapılması
·         Bisiklete uygun topografyaya rağmen altyapı sorunu- Bisiklet yolları sıkıntısı
·         Hızlı trenin diğer ulaşım araçları ile entegrasyon sıkıntısı
·         Mevlana meydanı projesi (Meydandaki ağaçların yok edilerek tamamen beton, kullanışsız ve sevimsiz bir görüntünün ortaya çıkması.)
·         Havaalanına ulaşım sıkıntısı
·         Yatırım kararlarının kentsel yoğunluğu artırma etkisi
·         Engelli, yaşlı ve çocuklar için kentsel alan azlığı (Bırakın dezavantajlı kesimleri, yaya odaklı olmayan belediyecilik kentsel alanların kullanımını zorlaştırıyor.)
·         Bilim Merkezi’nin kentin dışında sanayi alanına yapılması, işlevsizleşmesini sağlayacaktır.
·         Yeni Stadyum’un yer seçimi son derece kötüdür. Yoğun nüfusun barındığı ve trafik sorunlarının had safhada olduğu bir alana stadyum inşa etmek, akla ziyan bir politikadır.
·         Yeni tramvay hatlarının tarihi mekanlardan geçeceği söylentisi, eski stadyumun avm yapılacağı iddiaları büyükşehir belediyesi tarafından açık ve net bir biçimde yalanlanmamıştır. (Bu iddialar önemli isimler tarafından dile getirilmektedir.)
·         Sorunlara çok geç müdahale edilmektedir. Reaktif bir belediyecilik söz konusudur…

“Bu tablo karşısında, büyükşehir belediyeleri başarılıdır denilebilir mi?” diye de sormak isterim.
Bazı ilçe belediyeleri var ki, Büyükşehirlerden çok daha başarılı… Ama onlar sesini duyuramıyorlar… Büyükşehir belediye başkanları ilçe belediyelerini boğuyor… İlçe belediye başkanlarını potansiyel rakip olarak görüyorlar.

Bari ilçe belediyeleri de kaldırılsın da, büyükşehir belediye başkanlarının EYALET başbakanı yetkileri tam olsun!

17 Kasım 2012 Cumartesi

Habertürk'te ve Radikal'de Yeni Büyükşehir Yasası ile ilgili değerlendirmeler



Habertürk'te Yeni Büyükşehir Yasası - YouTube


Radikal Gazetesi'nde çıkan değerlendirme yazısı:
Bir ay önce TBMM’ye bir yasa tasarısı geldi ve hiç vakit kaybedilmeden İçişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Yasa tasarısı, ‘Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ adını taşıyor. Tasarı, mevcut büyükşehir modeli, belediye modeli, il özel idaresi modeli ve köy yönetimini kökten bir değişikliğe tabi tutuyor.



http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1108110&CategoryID=99

Per aspera ad astra!