GÖRÜLMESİ GEREKEN KENTLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GÖRÜLMESİ GEREKEN KENTLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2014 Pazar

"AKLIM MARDİN'DE KALDI"

Bir seyahat ve sempozyum anımı anlatmak istiyorum.
Biraz geç de olsa anlatmam gereken bir seyahat ve sempozyum anısı...
Mardin'de Bilge Köyü katliamı yaşanmıştı ve 44 kişi hunharca katledilmişti.
AK Partili Mardin Belediyesi Mardin hakkında oluşan bu acı ve talihsiz imajı unutturmak için geniş kapsamlı uluslararası bir "yerel yönetim ve kalkınma sempozyumu" düzenlemişti. 
Değerli Başkan Beşir Ayanoğlu ve o dönemin Mardin Valisi Hasan Duruer gerçekten muhteşem bir ev sahipliği yaptı.
Aslında kendi adıma "bulunmamam gereken bir yerdeyim" diye bir duygu oluştu bende Mardin'e varır varmaz... Mardin muhteşemdi ama, ilk kez şöhretler karmasında yer almıştım:)
Evet bir akademisyen olarak sempozyum ilgi alanıma giriyordu ama, sempozyuma katılan en "şöhretsiz" kişi olarak hissettim kendimi...
Dediğim gibi adeta "şöhretler karması"nın içine düşmüştüm... Toplantıya katılan isimlerden hatırlayabildiklerimi yazarsam sanırım bana hak verirsiniz: Taha Akyol, Sami Selçuk, Nur Vergin, Ali Bulaç, Hüseyin Yayman, Neşe Düzel, Cengiz Çandar, Bejan Matur, Altan Tan, Fikret Toksöz, Ali Yaşar Sarıbay, Süleyman Seyfi Öğün, Fehmi Huveydi, Chris Game, Gülay Göktürk, Avni Özgürel, Süleyman Yaşar, Erol Katırcıoğlu, Avni Özgürel, Saliba Özmen, Kenan Mortan, Ümit Meriç, Nilüfer Narlı... İsmini hatırlayamadığım daha birçok kişi...
***
Toplantıya ilgi muhteşemdi, salon tıklım tıklım doluydu... Toplantı, ne kadar amacına ulaştı bilmiyorum... Ben naif bir şekilde yerel yönetim, demokrasi ve kalkınma derken bazı konuşmacılar "Mezopotamya, öz savunma güçleri, koruculuğun bitmesi, özerklik" gibi kavramları sıkça kullanıyorlardı. Doğrusu benim hiç beklemediğim bir ortamdı... Bazı isimler trübüne oynarken, bazıları da "bütün ve bir Türkiye'nin derdiyle" konuştular...
Çok güzel konuşmalar da oldu kuşkusuz... Bütün konuşmaları burada değerlendirmek istemiyorum...
***
Bilge Köyü'ne hep birlikte gittik. Kurşunlanmış evleri gezdik. Katledilen aile korucu ailesi. Devletten birçok sertifika almışlar, devletin yanında bir aile. Sertifikalardan bazıları kurşunlanmış duvarlarda hala asılı duruyordu...
Dara Harabelerine gittik...
Artuklu Kervansaraylarını gezdik... 
Ulu Cami ve Selçuklu döneminden kalma medreseleri (Kasımiye, Şehidiye, Zinciriye gibi) gezdik... 
Deyrul Zafaran Manastırı'na gittik...
Kızıltepe'ye gittik ve orada çok güzel bir akşam geçirdik...
Murathan Mungan'ın evini ziyaret ettik...
Mardin'de çarşıları gezdik ve telkari işlemeli hediyeler aldık...
Mardin esnafını çok sevdim...
Abbaralar sokağını çok sevdim...
Mardin'e hayran kaldım ve ülkemden haberim olmadığına çok üzüldüm...
Ve kendi kendime "Mardin'e birkaç kez gelmeliyim" diye söylendim hep. Ama bir daha kısmet olmadı... 
Mardin türkülerinden oluşan CD hediye edildi, Mardin'i anlatan ve üzerinde "Aklım Mardin'de Kaldı" yazan tanıtım CD'si çok güzeldi...
Gerçekten aklım Mardin'de kaldı...
***
Mardin'e tedirgin gittiğimi söylemeliyim...
Sonuçta bir durgunluk süreci vardı, Mardin'de bir AK Partili belediye vardı... Ama nedense öyle bir tedirginlikte vardı...
Terörle anılan illerden birisiydi... Mardin merkezde böyle bir endişe olmasa da ilçelerinde terör hep vardı. 
***
Bu yazının asıl amacına gelelim...
Mardin'de beni çok etkileyen iki olayı anlatmak istiyorum. Aslında anlatsam mı, anlatmasam mı diye çok düşündüm. Çünkü bu aralar kavramlar, konular, anlatılanlar yolunu şaşırdı. Siyah dediğinizde beyaz, beyaz dediğinizde siyah anlaşılabiliyor. Yine de, çok etkilendiğim  bu iki olayı aktarmak istiyorum...

Birincisi sempozyumda Altan Tan'ın söyledikleri... Altan Tan aynen şunları söyledi: "Burada bir üniversite açıldı ve bir Türk generalin adı verildi. Mardin'de başka isim mi yoktu? Hükümet buraya çok yatırım yapıyor, Mardin'le çok ilgileniyor, burayı küçük bir İsviçre yapıp bölgeden koparmak istiyor. Buna izin vermeyeceğiz..."
Elbette herkes düşüncesini söyleyebilir de, benim anlamadığım güya bölgeyi seven ve bölgenin kalkınmasını isteyen bir insan hükümetin yatırımlarından nasıl rahatsız olabiliyordu? İşte bu sualin cevabını Einstein bile veremez...
***
Fakat ne oldu sonuçta?
Mardin AK Parti'den HDP çizgisindeki Ahmet Türk'e geçti...
Neden biliyor musunuz?
Hala neden böyle bir yasanın çıktığını anlayamadığımız o yasa nedeniyle:
2012'de çıkarılan 6360 sayılı "yeni büyükşehir modeli" oluşturan  yasa yüzünden...
Düşünebiliyor musunuz, Mardin bir yasayla el değiştirdi ve ne yazık ki Altan Tan'ın o dönem söyledikleri gerçekleşmiş oldu...
Düşünebiliyor musunuz, bir kentin "taşrası"nın oyları nedeniyle o "kent merkezinin siyasi iradesi" el değiştiriyor...
Kentteki Araplar, Türkler, Yezidiler, Keldaniler, Süryaniler, Kürtler ağır bir baskı altında... (Bölgeyi çok iyi bilen yazarlar endişeli yazılar yazıyorlar bu aralar, isim vermeyeyim burada...)
Anlayamıyorum, anlayamayacağım...
***
İkinci olay ise şu:
Herkes guruplarla geldiği için dönüşte ben yalnız kaldım. Belediye yetkililerine dedim ki, "beni havaalanına kim bırakacak?"
Ulaşımı üstlenen firmanın sahibine söylediler ve adam "ben bırakırım" dedi...
Arabada, tur firmasının sahibi bir de ben küçük bir araçla havaalanına doğru giderken dedim ki arkadaşa "Buralara çok tedirgin geldik. Ama Mardin'i çok başka buldum, hayran kaldım, güzel gelişmeler var. Ama bu bölgedeki sorunlar ne olacak, endişeleniyoruz..."
Aynen şunu söyledi: "Hocam biz buradayız, biz vatansever insanlarız bu ülkenin bir ve beraber yaşaması için çocuklarımızı adam gibi yetiştirmek için herşeyi yapıyoruz, biz kardeşiz kimse bizi birbirimize yabancılaştıramaz, biz burada olduğumuz sürece hiç endişelenmeyin."
Dedim ki "çok iyimsersiniz"  sizin çocuklarınızla nasıl bir dönüşüm olacak ki!
Ama adam söylediklerinde ısrarcıydı...
Aslında söylediği çok başka şeylerde vardı, ama manipülatif gündemler gereği yazmamak daha iyi sanki...
***
Şimdi bilmiyorum o arkadaş ne düşünüyor ama bölge ve Mardin ne yazık ki bıraktığımız gibi değil...
Bölgeden hiç iyi haberler gelmiyor...
2009'da orada bölücülük adına söylenenler birer birer gerçekleşiyor gibi...
Hep "bekle ve gör" avuntusuyla devam ediyoruz...
***
Umarım çözüm olur, umarım kan durur, umarım terör çeker karanlık gölgesini bu coğrafyadan...
Ama kesin olan şu:
Aklım Mardin'de kaldı...

O etkinliğin linki:
“Mardin’de değişim ve gelecek arayışı yerel kalkınma yerel demokrasi ve sosyal dokunun rehabilitasyonu sempozyumu”
http://www.mardinnethaber.com/index.php?istek=hd&hid=2277

26 Haziran 2012 Salı

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ KİLİSTRA’NIN TANITIMINDA ETKİN BİR ROL OYNUYOR

Konya, birçok uygarlığın yaşadığı ve izler bıraktığı bir kent olmasına karşın kendini tanıtmada büyük sıkıntılar yaşıyor.

Yıllarca herkesin dilinde “Konya demek Mevlana demek…” şeklinde bir söylem vardı ve hala var… Elbette Konya Mevlana’yla özdeşleşiyor ve bütün dünyada böyle tanınıyor…

Tamam ama ne yazık ki, Mevlana dahil Konya’nın değerleri yeterince tanıtılmıyor.

Örneğin, bırakın Konya’nın diğer değerlerini ve zenginliklerini, Mevlana bile son on yıldır Konya’da “belirli bir ilgi düzeyi”ne kavuşabildi… Mevlana törenleri daha yeni stadyumlardan, basket sahalarından kültür merkezlerine taşınabildi.

Daha şimdilerde, imar faaliyetleriyle Mevlana türbesi ve çevresinin görünürlüğü ve estetiği parlatılmaya çalışılıyor…

Durum bu olunca ve özellikle yerel yönetimler bu konuda fazlasıyla yetersiz kalınca, elbette Konya’nın sahip olduğu diğer değerlerin yeterince ilgi görmesini beklemek çok da mantıklı görünmüyor.

***

Meram Kaymakamlığı tarafından yürütülen “Geçmişin Kültüründen Geleceğin Turizmine Kilistra” isimli proje MEVKA tarafından destekleniyor.

Selçuk Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu projenin iştirakçilerinden… Proje Kilistra’da turizm ve tanıtım anlamında oldukça anlamlı bir ilerleme sağlamış durumda…

Proje çerçevesinde Kilistra için farkındalık oluşturmak ve tanıtmak amacıyla teknik geziler düzenleniyor zaman zaman…

24 Haziran 2012 Pazar günü de, Selçuk Üniversitesi’nin üst yönetimi büyük bir ilgi ve destekle Kilistra’da idiler…

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Tahir Akgemci, Prof. Dr. Mustafa Şahin, Prof. Dr. Musa Özcan, Selçuk Üniversitesi’nin farklı fakültelerinden dekanlar, yüksekokul müdürleri, “doğa yürüyüşü ve kültürel etkinlikler programı”na katıldılar…

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökbel, bu türden projelere özel bir önem veriyor. Pazar günü olmasına rağmen, bu programa katılması Kilistralıları ve proje ekibini oldukça mutlu etti…

Kilistra’nın tarihinde ilk kez bir üniversite yönetimi bu kadar yakın ilgi gösteriyor Kilistra’ya, kırsal kalkınmaya ve elbette eko turizme… Tarihi, kültürel ve doğal değerlerin ekonomiye, evrensel birikime ve kültüre kazandırılmasında üniversitenin rolü tartışılmaz… Bu türden projelerin devamı gelecek gibi görünüyor.

Bu tanıtım gezisine Meram Kaymakamı İrfan Kenanoğlu’nun katılarak çok önemli destek sağladığını belirtmemek olmaz. Sayın Kenanoğlu projeye büyük önem veriyor ve gelişmeleri dikkatle izliyor…

Köy hanımlarının hazırladığı yemekler, “minik bir yarışma” ve ödülleri ile çok güzel bir an yaşanmasına neden oldu…

Üniversite öğrencilerinin verdiği mini konser ise “türkü” ağırlıklı ve çok güzeldi…

***

Program katılımcıların gelmesiyle “Kral Yolu” yürüyüşüyle başladı…

Kaya mezarları ve hikayesi oldukça etkileyici… Bu antik kentin savunma sistemleri ve kalıntıları da öyle…

Ayrıca, Hıristiyanlığın ilk dönemlerinden kalma çok sayıda kilise ve manastır; iki bin yıllık yerleşim alanları…

Mevlana’nın öğrencilerinden birinin kabrinin burada olması…

Ciğer tepe öyküsü ve uçak kaya bölgesi…

Aziz Paulus’un yaşadığı mekanlar…

Mahzenler, su yolları, köprüler…

Ceviz ağaçları ve kiraz ağaçlarının hükmettiği muhteşem bir doğa…

***

Konya’da bu türden projelere yerel yönetimlerin ilgisinin oluşması ve artması gerekiyor.

Kilistra’yı, Sille’yi ve Çatalhöyük’ü gösteren tabelalar kentin her tarafına konulursa önemli bir adım atılmış olur…

Kilistra’nın yol sorununu, il özel idaresi veya “büyükşehir” çözebilir…

Kilistra’da mobil iletişim kuramıyorsunuz. Acilen bu sorun çözülmeli…

Bakanlığın ilgisi Kilistra’ya çekilebilirse, bunun hem Konya’ya hem de Kilistra’ya büyük katkıları olacaktır…

***

Kültür, tarih ve doğaya çok ihtiyacımız var…

Ne kadar çok ilgi gösterirsek, uygarlığın ilerlemesine ve kültürel zenginleşmemize de o kadar çok katkı sağlamış olacağız…

8 Ekim 2011 Cumartesi

İstanbul'da Nostalji

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul

İstanbul'da Yeşilçam filmlerinden kalma "arabesk" etkinlikler devam ediyor...

         Foto: magiefuture

İstanbul'u yaşamanın en güzel taraflarından birisi bu işte...

10 Eylül 2011 Cumartesi

Mardin'in Taşı Toprağı Altın! Aklım Mardin'de Kaldı!

Mardin'e 2009 yılında gittim ilk kez ve muhteşem anılarla döndüm. O zamanki vali sayın Hasan Duruer ve Belediye Başkanı Sayın M. Beşir Ayanoğlu'nun çalışmalarının göz kamaştırıcı olduğunu gördük. Mardin'den ve tarihinden çok etkilendim... Valiliğin hazırladığı Mardin tanıtım CD'sinde de dendiği gibi "aklım Mardin'de kaldı!" Kısmetse yeniden Mardin diyeceğim yakınlarda!
Star Gazetesi'ndeki Mardin haberi ise gerçekten Mardin'deki değişimi çok güzel özetliyor...

http://www.stargazete.com/foto/mardinin-tasi-topragi-altin-oldu-2576/3/
Bir zamanlar İstanbul için söylenen 'taşı toprağı altın oldu' sözü, artık Mardin için söyleniyor. Mardin'de turist sayısının artmasıyla butik otellere rağbet artınca, ünlü Mardin evleri altın gibi değerlendi. 7 bin yıllık tarihi kentte başlatılan restorasyon çalışmaları kapsamında eski ihtişamlı görüntüsüne kavuşan Mardin evlerine değer biçilemiyor.