Kentlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kentlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2012 Cumartesi

KARAMAN'A SEYAHAT

3 NİSAN 2012 Salı günü Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi'nin davetlisi olarak "yerel yönetim reformu"na ilişkin bir konferans için bir arkadaşımla birlikte Karaman'daydım. Karaman yolları da "duble yol" kapsamında oldukça rahat hale gelmiş... Yaklaşık bir saatlik bir yolculuktan sonra Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi'nden dostlarla Karaman girişinde buluşuyoruz. Bir kısmı eski öğrencilerim olan öğretim üyeleriyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik... Bölgeye özgü yemeklerin olduğu güzel bir restoranda yemek yedikten sonra Üniversite kampüsüne doğru yola çıkıyoruz.
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığında sıcak bir sohbetten sonra konferans salonunda Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi'nin değerli Rektörü ile buluşuyoruz ve elbette kamu yönetimi öğrencileri ağırlıklı bir dinleyici grubuyla...
Oldukça sıcak ve güzel bir konferans ortamı vardı. Yerel yönetimlerin dünü, bugünü ve geleceği hakkında önemli bir etkileşim ortamı oluştu...
Konferans sonrasında değerli dostlarla vedalaşıp, Konya'ya doğru yola çıktık...
Ancak, kenti çıkmadan karar değiştirip bir de kent merkezini görelim diye geri döndük... Birazda arkadaşımın eski araba merakından dolayı böyle bir karar aldık. Çünkü, Karaman Sanayiinin olduğu bölgede biraz oyalandık:)
Kentin merkezine geldiğimizde çok fazla gözlemleme olanağı olmasa da, Yunus Emre heykeli, birkaç tarihi cami, hamam ve eski yapı kalıntısını görme şansı oldu...
Genel olarak şunu söylemek sanırım çok zorlama olmayacak: Karaman ne yazık ki kent olarak olması gereken yerde değil...
140 bin nüfuslu bir kentin özellikle kent merkezi üç biş bin nüfuslu küçük yerleşim yerlerini andırıyor... Kent merkezi hiç olmazsa kent gibi görünmeli...
İki dönemdir aynı partinin burada belediyecilik yapmasına karşın gözle görünür bir farklılığın oluşmadığı belirtilebilir. Belediye başkanları farklı konularla gündemde oluyor ne yazık ki, bu durumda daha fazla "yerel özerklik" ve daha fazla "yetki" tartışmaları anlamını yitiriyor...
Ancak, bunu Türkiye'ye anlatmak çok zor elbette...
Sinemaya gitmek için bile Konya'ya geldiklerini belirten Karaman'daki dostların dikkat çektikleri bu konu tek başına, Karaman'ın "kentleşme ve kentlileşme" süreçlerinde oldukça yetersiz kaldığını gösteriyor.
Küreselleşme, neoliberalizm, reform... Değişim adına her türlü rüzgarın var olduğu bir dönemde, kentlerimizin önemli bir kısmının çok yavaş değişmesi büyük bir sorun...
Bu arada Konya-Karaman illerini kapsayan Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) ve benzeri ajanslar acaba bu tür dönüşüm için hangi katkıları sağladı, sağlıyor?...
Karaman ve Konya'nın tarihi oldukça paralel... Her kültürün  ve gelişmenin izini bu iki kentte aynı anda gözlemlemek olanaklı...
İki kent işbirliği yaparak entegre projeler geliştiriebilir. Örneğin kent girişleri hem Konya'da hem de Karaman'da önemli bir sorun...
Konya'nın Ankara, Afyon ve Beyşehir yolları hariç diğer girişlerinde önemli düzenlemeler yapılması gerekiyor.
Karaman'ın ise tamamında çok önemli bir kentsel dönüşümün yapılması kaçınılmaz...

Karamanla ilgili bilgiler için:
http://www.karaman.gov.tr/

http://www.karaman.bel.tr/

30 Mart 2012 Cuma

TARSUS

 Kent Konseyi'nin davetlisi olarak bir panele katılmak üzere Tarsus'a gittim... 27 Mart 2012 tarihli bu seyahatimde beni heyecanlandıran birçok şey yaşadım. Öncelikle akşam konakladığık Otel Konak Efsus eski Tarsus evlerinden dönüştürülmüş, mistik ve tarihi bir havası olan etkileyici bir otel... Cafeler sokağındaki bu yapının girişinden itibaren ayrı bir heyecan yaşıyorsunuz.
Odalar klasik büyük kapı anahtarları ile açılıyor. Odaların her birine Ashab-ı Kehf'den (yedi uyurlar) birinin adı verilmiş... Kleopatra'nın adının verildiği oda da var. Bana yedi uyurlardan MEKSELİNA'nın adının verildiği oda düştü... Kendimi bir tuhaf hissettim... Ashab-ı Kehf'in hikayesi aklıma geldi... Oldukça ürpertici bir olay... İnanç ve inkar mücadelesi... Hem İslamiyetin hem de Hristiyanlığın inandığı olağanüstü bir tarih var Tarsus'ta...
Tarsus aynı zamanda Yeni Ahit olarak bilinen İncil'in yazarlarından Saint Paulus (Aziz Pavlus) yaşadığı ve damga vurduğu şehirlerden birisi...
Ertesi gün kaymakam, belediye başkanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile siyasi parti ilçe başkanlarının katıldığı panel oldukça uzun ve etkileyici geçti...
http://www.guneytv.com.tr/haber/Tarsus-un-Gelecegi-Konusuldu/77180

***
Öyle arası Selçuk Han'da yemek yedik. Kent Konseyi Başkanı Dr. Ali Cerrahoğlu çok çalışkan ve enerjik bir isim... Bütün kent konseylerine lazım bir isim...
Bir süre Ali Bey ve orada bulunan gazetecilerle muhabbet ettikten sonra yola çıktım.
Ashab-ı Kehf mağarasını ziyaret ettim... En son 1987 yılında gitmiştim...
Yolları ve mağarayı bakımsız bulduğumu söylemeliyim...
Belediyenin daha duyarlı olması gerekir. Çok önemli bir tarih, din ve kültür mekanı burası...
***
Tarsus, Mersin, Silifke, Mut, Karaman ve Konya... Akşam 22.00'da evdeydim...
Bu güzergahı 2011 yılında kullanmıştım.
Çok hummalı bir yol inşaatı vardı...
Silifke çıkışı çok güzel olmuş... Mut Karaman arasında da duble yol çalışması var...
Silifke Karaman arası duble yol çalışması tamamlandığında, Türkiye'nin bir kere daha çağ atlayacağı söylenebilir...
Benim gibi oldukça sık seyahat edenler bilir yolların ne denli önemli olduğunu...
Örneğin, Silifke Alanya arası adeta kabus gibi...
Hiç kimsenin bu yolu kullanmasını önermem...
Haziran 2011'de öyle bir yanılgı yaşadım ve çok pişman oldum...
***
Narlıkuyu... Turşular, Zeytinler, pekmezler...
Cennet-Cehennem Mağarası, Astım Mağarası... Ne yazık ki akşam altı civarında gidebildim ve bu mağaraları gezemeden geri döndüm...
Mut çıkışında uğradığım bir restoranda ise, beni yanık bir Türkü ziyafeti bekliyordu...
Çok etkilendim...
Oradaki yaşayan sade vatandaşların kalender muhabbeti müthişti...
Sazın telleri ve sözlerin yüreklere işleyen keskinliği... "Beni ağlatırsan doyma yaşına" diye başlayan Türküler yemeğimi bitirdiğimde devam ediyordu...
Yol Türküleri, yol hatıraları, uçsuz bucaksız Toroslar ve Göksu deltası...
Çok güzel bir coğrafya burası...
***
Tarsus 240 bin nüfusuyla il yapılmalı ve Adana ve Mersin'in gölgesinden kurtarılmalı...
Her ne kadar yeni il ve ilçe kurulmasına karşı olsam da, Tarsus çok farklı bir yer...